| Ziya Gökalpin Görüşleri |
|
|
Türk düşünce tarihinde önemli bir yeri olan Ziya Gökalp yeni kurulan
cumhuriyetin gelişmesi için eserler vermiş mümtaz bir şahsiyettir. Onun
fikirleri cumhuriyetin ilanından sonra Atatürk tarafından uygulamaya
konulmuştur. Yılmadan savunduğu Türkçülük fikri Atatürk devrimlerine
ilham kaynağı olmuştur. Atatürk Ziya Gökalp'e büyük önem vermiş ve onu
Türk Devleti'nin eğitim ve iktisadi politikalarında önemli yerlere
getirmiştir. Hastalanması üzerine ona 21 Ekim 1924 günü şu telgrafı
göndermiştir.
"İstanbul Beyoğlu'ndaki Fransız Hastanesinde yatmakta olan Türk mütefekkiri muhterem Ziya Gökalp Beyefendi'ye; Rahatsızlığınızdan çok teessürle haberdar oldum. Sıhhat ve afiyetiniz üzerine memleketçe intizar olunmaktadır. Süratle iadei afiyetiniz için Avrupa'da tedavinize ihtiyaç varsa icap eden her şeyin tahsisini tekeffür ediyorum. Sıhhatiniz ve tedaviniz hakkında iş'arınızı bekler en muhabbetkar selamlarımı beyan ederim efendim." Reis-i Cumhur Gazi M.Kemal Millet sevdalısı olan Ziya Bey "Türkçülüğün Esasları" kitabında ilk defa Türkçülüğün programını yapmıştır. Olaylara sosyoloji açısından yaklaşmış, kendi sosyolojisini kurarken E.Durkheim'dan etkilenmiştir. Onun toplumun fertler üzerindeki etkisi düşüncesini Türkçülükle birleştirmiştir. Ziya Gökalp'ın Türkçülüğü yüzeysel bir kan veya kafatası ırkçılığı değildir. 0 Türk milletine hizmet etmiş, Türk kültürü ile yetişmiş ve Türk ahlakına sahip olan herkesi Türk olarak görür. Aynı dili konuşan aynı kültürü paylaşan ve aynı ülküye gönül veren Türk'tür. Ziya Gökalp her konuda olduğu gibi dinde de Türkçülük taraftarıdır. Türkçülüğün Esasları eserindeki "Dini Türkçülük" kısmında şu ifadeler yer alır." Türkçülük din kitaplarının ve hutbeler ve vaazların Türkçe olmasıdır. Bir millet din kitaplarını okuyup anlayamazsa doğaldır ki dinin gerçek niteliğini öğrenemez." Ziya Gökalp toplumun ortak bir ülküye sahip olmasının, toplum bireylerinin inancının tam olmasının o milleti başarıya götürebileceğini belirtir. İnsanların içindeki ülküyü sadece sıkıntılı zamanlarda değil her zaman yüreğinde taşıması gerektiğini savunur. Ona göre mefkure; toplumdaki bireylerin ruhundan ve bilincinden beslenen canlı bir varlıktır. Eğer felaketler kaçınılmazdır. Türk milliyetçiliğini ilk kez sosyolojik olarak ortaya koyan ve sistematikleştiren Ziya Gökalp kültür ve medeniyet kavramlarını da ilk kez birbirinden ayırarak tanımlamıştır. Toplumların bütün fertlerini 'birbirine bağlayan, kişiler arasındaki uyumu sağlayan felsefi ve dini inançlar, sanat ve eğlence hayatları, sosyal ilişkiler, zevkler, ahlak ve aile hayatı gibi kurumların tamamını kültür şeklinde tanımlamıştır. Yani kültür ortamı bir şahsın hangi milletten olacağını belirleyen etkenlerdir. Medeniyeti ise; mühendislik, mimarlık, tıp gibi ilmi ve teknolojik alanlar ile siyasi, sosyal ve idari gelişmeler gibi bir cemiyetin üst tabakasını başka cemiyetlerin üst tabakalarına bağlayan kurumlar olarak tanımlamıştır. Esas olarak değişmemesi gerektiğini düşündüğü değerleri kültür; batıdan alınması gerektiğini düşündüğü şeyleri ise medeniyet adı altında toplamıştır. Netice olarak Ziya Gökalp milliyetçilikle batı medeniyetçiliğinin bir araya gelebileceğini göstermiştir. Bu düşüncesini şu sözüyle özetlemiştir. "Türk Milletindenim, İslam ümmetindenim, Batı medeniyetindenim." |
| Sonraki > |
|---|



