e-okultr giriş formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

İlköğretim Matematik

matematik_konu_anlatm.gif

iletişim

iletişim

İngilizce eğitimi

ingilizce sözlük

Uçan Balon Sipariş

uçan balon
Ziya Gökalp Hayatı E-posta
ziya_gokalp.jpgZiya Gökalp ruhi dünyasının şekillenmesinde ve Türkçülük ülküsüne yönelmesinde İdadi'nin başlıca etken olduğunu hayatının geri kalanında hep vurgulamıştır. Bu yıllarda, yönelmiş olduğu batı felsefesinden dolayı, bir iman sarsıntısı yaşamış ve üstüne ailesel sorunlar eklenince intihar girişiminde bulunmuştur. Ancak kafasına sıktığı kurşun ölümüne sebep olmamış ve hayatının geri kalanında kafasında kurşunla yaşamıştır. 1895 yılında İstanbul hayali gerçekleşmiştir. Mülkiye Baytar Okulu'nun parasız yatılı sınavını kazanmıştır. İlk işi, vatanı kurtarmak hedefini gerçekleştirmek için, tıbbiyelilerin kurduğu gizli cemiyete girmektir. Bir taraftan İttihat ve Terakki ile ilişkisi, diğer taraftan da okuduğu sosyoloji ve psikoloji kitaplarının sayısı artmaktadır. 1896 yılında arkadaşına yazdığı Sultan Hamit karşıtı mektup yakalanınca 11 ay tutuklu kalır. Kendisine Kur'an'dan başka kitap verilmeyen bu dönemi İ'tikâf günleri olarak adlandırır. (Dini bir terim olarak i'tikâf; cemaatle namaz kılınan bir mescit veya o hükümde bir yerde, ibadet niyetiyle durmak ve ikamet etmek demektir. Sözlükte "ibadet veya başka bir gaye için bir yerde kendini tutmak, kalmak; insanlardan tenha bir yerde kalmak, bir şeye bağlanmak" gibi anlamlara gelen i'tikâf. dinî bir kavram olarak, ibadet niyetiyle ve kurallarına uyarak inzivaya çekilmek demektir.) Bu süreç ruhi bunalımlarından ömrünün sonuna kadar kurtulmasına vesile olacaktır. Tutukluluk günlerinden sonra Diyarbakır'a döner ve 28 Aralık 1900 de: amcasının vasiyeti üzerine kızı Vecihe Hanım ile evlenir. Askeri Rüştiye'de Farsça öğretmenliği, Ticaret Odası Fahri Kâtipliği, Vilayet Başkâtipliği ve Mülkiye Müstantikliği gibi görevlerde bulunur.

Bu arada ilk yazıları da Diyarbakır Gazetesi'nde yayınlanmaya başlar. II. Meşrutiyetin ilanıyla Diyarbakır'da İttihat ve Terakki şubesini kurar. Biraz da Diyarbakır mebusu olan dayısı Arif Bey'in etkisiyle 14 Aralık 1908'de İttihat ve Terakki Bölge Müfettişliği'ne getirilir. Tam bir İttihat ve Terakki fanatizmi içerisindedir. Cemiyet içinde gün geçtikçe itibar kazanır. Olaylara yaklaşımı ve derinlemesine yorumları dikkatten kaçmamaktadır. Nitekim bu durumu İstanbul Darül-Fünu'nunda İlmi Ruh ve Ulumi Diniye-i Aliye dersi öğretmenliğine atanması ile sonuçlanır. Ancak Ziya Gökalp bu görevi kabul etmez. Aralık 1910'da cemiyetin Merkez-i Umumi Murahhaslığıma seçilir ve Selanik'e gider. Görevi, gençlerle ilgilenmek ve onların cemiyete imanla bağlanmasını sağlamaktır. Bir nevi cemiyet misyonerliği yapmaktadır. Alçak gönüllü ve saygılı tavırları, ölçülü ve sade sohbetleriyle sadece gençlerin değil; her yaştan insanın cemiyetin ideallerine sadakatle bağlanmasını sağlar. Burada aynı zamanda Selanik Sultani Mektebi'nde toplum bilim dersi vermeye başlayarak imparatorlukta bir ilke imza atar. 1911 yılı mart ayında vatanın kurtuluşu için milliyetçilerin yüreğinde geniş yankılar uyandıran, bir uyanış öncülüğü niteliğindeki "TURAM" şiiri yayınlanır:
Vatan ne Türkiye'dir Türklere, ne Türkistan; Vatan büyük ve müebbet bir ülkedir Turan!

Mart 1912’deki seçimlerde Ergani mebusu olmuştur. Her şeyi ve her yeri yaptığı gibi meclisi de bir ders ortamına çevirir. Ancak meclis ortamını beklediği gibi bulmayarak beğenmemiştir. 1913 yılında Türk Yurdu Dergisi'nde ünlü "Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak" seri makaleleri yayınlanır. Büyük savaştan sonra ortalıktan kaybolup saklanmayı veya yurt dışına kaçmayı kesinlikle reddeder. 30 Ekim 1918'de tutuklanır ve 28 Mayıs 1919'da biten yargılama sonucunda 66 arkadaşı ile birlikte Limni Adası'na sürgün edilir. Burada 3 buçuk ay kaldıktan sonra 22 Eylül'de Malta'ya getirilir. Seminercilik ruhunu hiçbir zaman kaybetmeyen Gökalp sürgün günlerinde bile yüreğinde yanan millet aşkıyla arkadaşlarını ısıtır. Uriel Heyd'in deyimiyle burada "Tek kişilik bir üniversite" kurar. 19 Mayıs 1921 'de İngilizlerle yapılan esir değişimi ile İstanbul'a gelir. Ve Anadolu'ya geçer. Bir süre Ankara ve Kayseri'de kaldıktan sonra Diyarbakır'a gider. Daha olgun, daha sağlam ve daha sağlıklı düşüncelerle halk sohbetlerine başlar. Ortada bir milli mücadele hareketi vardır. Ve bütün milliyetçilere düşen görev, bu hareketin izinde olmaktır. Ziya Bey bunun bilinciyle yaşamaktadır. Onun üzerine düşen görev aynen İttihat ve Terakki yıllarında olduğu gibi, halka, bu mücadeleye imanla bağlanmayı sağlayacak konuşmalar yapmak ve yeni kurulacak devletin fikriyatına temel esaslar oluşturmaktır. 13 Ağustos 1923'teki seçimlerde Diyarbakır milletvekili olarak 2. Meclise girer. Ancak hayatında belki de memnuniyetsizliğin olduğu tek evre meclis günleridir. 1924 yılına girilirken Gökalp hastalanmıştır. Bunca yıllık mücadelenin, fedakârlığın maddi olarak bir getirişini al(a)mayan Gökalp sağlığını kaybetmektedir. Böbrek sancıları başlıca şikâyetidir. Ayrıca hafızası zayıflamakta ve görmesi de günden güne bozulmaktadır. Nitekim tarih 1924 yılının 25 Ekim'ini gösterdiğinde Ziya Bey vefat etmiştir. Durağı cennet olsun...

Ziya gökalp'in görüşleri 
Türkçülük
 
< Önceki
e-okultr.com; Bu sistemin öğretmenler, öğrenciler ve velilere ne getirdiği ve sistemin nasıl kullanılacağı hakkında bilgiler bulabileceğiniz e okul tanıtım sitesidir. Sitede ayrıca ilköğretim öğrencileri için videolu matematik dersleri yayınlanmaktadır. Yakında türkçe, fen ve diğer derslerin de videoları yayına girecektir.

 

rocket theme template