| Islahat Fermanı |
|
1839 Tanzimat Fermanı ile gayrimüslimlere tanınan hakları yetersiz
olduğunu ve verilen sözlerin gerçekleşmediğini iddia eden Batılı
devletler, 1856 tarihli Paris Barış Konferansı öncesinde, Osmanlı'yı
Rusya'nın müdahalelerine karşı korumanın bedeli ve Avrupa Devletleri
Topluluğu'na kabul etmek şartı olarak, yeni bazı isteklerde
bulunmuşlardır.
Taleplerin bir dış baskı sonucu değil, bir iç hukuk belgesi ile gerçekleştiği görüntüsü verilerek, padişahın konumunu sarsmaması düşüncesiyle, uluslararası bir antlaşma fikrinden vazgeçilmiştir. Ancak Islahat Fermanı'nın esasları Ali Paşa ve İstanbul'daki İngiliz ve Fransız elçileri tarafından belirlenmiştir. Yani bu ferman yabancılar tarafından hazırlanıp, Babıâli tarafından tasdik edilmiş bir metindir. Ana tema; Hristiyan azınlıklara tanınması istenen haklardır. Islahat Fermanı, Tanzimat Fermanı'nın esas ve hükümlerini teyit ve tekrar etmekle beraber bunların daha da genişletilmiş halini barındırmak¬tadır. Bu ferman müslüman cemaat tarafından çok ciddi bir şekilde tenkit edilmiştir. Hıristiyanlara yapılan saldırılar İngiltere ve Fransa'nın olaylara müdahale etmesi sonucunu doğurmuş; dolayısıyla da Islahat Fermanı önemli ölçüde kâğıt üzerinde kalmıştır. Başlıca maddeleri şunlardır: -Din ve mezhep özgürlüğü sağlanacak; okul, kilise ve hastane gibi binalar tamir ve yeniden inşa edilecek. (Bu hükümle Hristiyanlara tam bir dini serbestiyet getirilmiş, açılan okullar milliyetçi isyanların artmasına neden olmuştur.) -Hıristiyan ve museviler devlet memuru olabilecek, çeşitli okullara gidebilecek (Hristiyanlar ile müslümanlar arasındaki en önemli ayrılık giderilmiştir.) -Askerlik için nakdi bedel kabul edilecektir. (Hristiyanlar para ödeyerek askerlikten muaf tutulmuşlardır. Bu durum toplumsal eşitlik anlayışıyla bağdaşmaz.) -Hristiyanlar il meclisine üye olabileceklerdir. (Hristiyanların çoğunluk olduğu yerlerde yerel yönetim Hristiyanların denetimine geçti. Bu da devletin parçalanmasını hızlandırmıştır.) -Yapılacak antlaşmalar ile yabancı uyruklular vergilerini ödemek şartıyla mal ve mülk sahibi olabileceklerdir (yabancı sermayenin ülkede yatırım yapmasına olanak sağlanmış. Bu hakka sahip olan yabancılar Osmanlı ülkesindeki etkinliklerini artırmışlardır.) -Patrikhanede yeni meclisler kurulacak, bu meclislerin aldığı kararlar Babıâli tarafından tasdik edildikten sonra yürürlüğe girecektir.(Balkanlarda yeni hristiyan devletlerin kurulmasına ortam hazırlamıştır.) Yani bu fermanla, gayrimüslimlere daha fazla hak verilmiştir. Bu fermanı çıkarma amacımız Avrupalı devletlerin iç işlerimize karışmasını önlemektir. Ayrıca bu ferman Paris Antlaşması'nda yer almıştır. Yani bu devletler bize karışmayacaklarını antlaş¬mayla da teyit etmelerine rağmen, yine bu fermanın maddelerine dayanarak iç işlerimize karışmışlardır. Her iki fermanda da bizim amacımız; iç işlerimize Avrupalı devletlerin karışmasını önlemek ve Osmanlı Devleti himayesindeki halkımızın daha huzurlu bir ortamda yaşamasını sağlamaktı. Yani devlet, devlet olma görevini yerine getirmeye çabalıyordu. Ama gerek iç gerekse dıştaki hainler devleti içten çürütme çabalarıylaki bunu da bir nebze olsun başardılar bizi kendi kurallarımızla mat etmek istediler. Peki, bugünkü Türkiye şartlarında da benzer olaylar gözünüze çarpmıyor mu? "İyilik yap, denize af'demişler, ama insan denilen varlık, az da olsa kendine yapılan iyiliğin kıymetini bilmez mi? Yoksa iyilikten maraz mı doğar? Tarih tekerrür ediyor eyy halkım... Bizler kendi devletimize sahip çıkmadıkça meydan boş kalacaktır. Bu ülkede birileri bencil oldukça, sadece kendileri ve maiyetlerinin faydaları uğruna devleti ve milleti bir kene gibi sömürmeye devam ettikçe; bu toprakların, bu devletin asıl sahipleri, kendi bostanlarında patlıcan olmaya devam edecek. Yazık... 3 Kasım 1839'da okunan Tanzimat Fermanı, Türk tarihinde demokratikleşmenin ilk somut adımıdır. Aslen II. Mahmut döneminde planlanmasına rağmen, II. Mahmut'un ölümünün ardından oğlu Abdülmecid döneminde dışişleri bakanı Başlıca konuları; -Tüm vatandaşların can, mal ve namus güvenliği sağlanacak, -Yargılamada açıklık olacak, kimse yargılanmadan idam edilmeyecek(hukuk devleti özelliğini yansıtır), |
| < Önceki |
|---|




1839 Tanzimat Fermanı ile gayrimüslimlere tanınan hakları yetersiz
olduğunu ve verilen sözlerin gerçekleşmediğini iddia eden Batılı
devletler, 1856 tarihli Paris Barış Konferansı öncesinde, Osmanlı'yı
Rusya'nın müdahalelerine karşı korumanın bedeli ve Avrupa Devletleri
Topluluğu'na kabul etmek şartı olarak, yeni bazı isteklerde
bulunmuşlardır.